Muhteşem bir kitabın son sayfasına geldiğimde, onu okuyabildiğim için ne kadar şanslı olduğumu binlerce kez haykırmak isterim; Evlilik İnsanları da tam olarak böyle bir kitaptı. Romanın sonuna gelmeden çok önce bile çevremdekilere önermeye başlamıştım zaten, çünkü okuma deneyimimden ve yolculuğumdan her anlamda keyif alıyordum. Her şeyin bir arada olduğu, ama yazarın tüm tuşlara basıyormuş gibi bir algı yaratmasından çok uzakta, komik unsurlarla dolu olmasına rağmen çok duygusal bir kurgu bu. Goodreads’ta ‘’En iyi kurgu kazananı’’ ödülü almasına şaşırmadım, fazlasıyla hak ediyor.

Hera Okuma Kulübü’müzde sevgili arkadaşım Burak’ın seçimi sayesinde okuduğum ve bayıldığım Evlilik İnsanları’nı, bu akşam kulüp toplantımızda konuşacağımız için çok heyecanlıyım. ‘’Kendimi en az ‘insan’ gibi hissettiğim anlarda yeniden insan hissetmeme yardım ettiniz. İyi bir hayatın kaç farklı şekilde yaşanabileceğini, nasıl yeniden başlanacağını ve o imkansız şeyin içinden nasıl geçileceğini hatırlatan hikâyeler anlattınız,’’ diye bir cümle okudum; Alison Espach’ın kitabının sonuna eklediği ‘teşekkür’ yazısından bir kesit bu. Yolunun kesiştiği yabancı insanların anlattığı hikâyelerin kendisine hatırlattığı şeyler için duyduğu şükranı anlatıyor. Çok tatlı biri. Evlilik İnsanları’nı yalnızca edebi anlamda değil, yaşamlarımız için de değerli bir hazine olarak görüyorum. Çünkü kendimiz ve hayatımız için umudumuzu sürekli canlı tutmamız gerektiğini hatırlatıyor bizlere, üstelik başımıza ne gelirse gelsin…
Phoebe’nin normal görünen ama anormal olan hayatı bir anda rayından çıkıyor ve her şey tepetaklak oluyor. Ardından tek başına bir seyahate çıkıp Viktoryen tarzda dekore edilmiş bir otele konaklamaya geliyor. Aslında umduğu şey burada yalnız olmak değildi, ama başına gelen onca şeyden sonra umutlu olmaya layık görmüyor kendisini. Tüm bunlardan sonra hayatı hakkında akıl almaz bir şey planlıyor, planlarının ona uyup uymayacağı ise belirsiz. Konakladığı otelde kendisi hariç herkesin düğün konukları olduğunu fark ettiğinde, yapmaya karar verdiği şey için bunun bir sorun olmayacağını düşünüyor.
Phoebe’den çok farklı ve büyük planlarıyla hayatının en özel anına odaklanan ve kontrolcü modunu hep açık tutan Lila ise ışıl ışıl parlayan bir gelin. Gary ile kuracakları yuvadan çok gösterişli ‘’düğününe’’ odaklanıyor; diken üstünde, kararlı ve sıra dışı. Lila sahne ışıkları altında, Gary ise onun amacı için varolmuş bir cansız bir nesne gibi ve ışıkların hedefinde olma gibi bir çabası yok sanki.
Phoebe ile Lila’nın geçmişleri, konumları, yaşları, hayalleri ve hayattaki amaçları farklı olsa da oteldeki denk gelişleri basit bir tesadüften ibaret değil; ikisini de sırdaş, belki de dost kılacak olan evrenin planlarından habersizler. Onların planlarının da üstünde bir plan bu ve kritik anlarda cesaretli olmaları gerekecek. O anların geçiciliği de adı gibi ‘’an’’ olduğundan dolayı son sayfaya gelene kadar nasıl heyecanlandım, anlatamam.

Buraya kadar tüm detaylar çoğu okura sıradan gelebilir belki ama buz dağının görünmeyen kısmında, karakterlerin yaşamak isteyip de yaşayamadıklarının ve kayıplarının yasını tuttuğunu ama çoğu zaman bunda becerikli olamadıklarını gördüm. Yalnızca iki kadının değil, onların etrafındakilerin de birer yan figür olmaktan çıkıp gerçek bir insan olduklarını anlayabildiğim çok samimi bir roman bu. Yaşamlarındaki tıkanmalara, tükenmişliklere ve olumsuzluklara rağmen umutları sayesinde inşa etmeye çalıştıkları bu düzenin bir tanığı oldum ben de. Çağdaş bir roman okumanın en güzel yanı da çok bizden olması: Pandemi süreci, kadın-erkek ilişkileri, evlilik, ebeveynlik, arkadaşlık, kariyer, modern toplumlarda bile kadın olmanın zorlukları gibi pek çok konuyu ele alıyor. Günümüz dünyasının hareketli ve yoğun atmosferinde yaşam mücadelesi verirken gözümüzden kaçanlara dair, iddialı olma kaygısı gütmeyen fakat ince yerlere vurgu yapan müthiş bir eser bu.

Evlilik İnsanları’yla bağ kurmamızın bir nedeni de atıf yaptığı eserler ve kadın edebiyatının önemini her daim hissettirmesi… Özellikle Mrs. Dalloway’den yaşama dair bir alıntıyla başlaması benim için çok etkileyiciydi çünkü çok sevdiğim bir kitap. Virginia Woolf’un başyapıtıyla Evlilik İnsanları’nı çeşitli yönlerden bağdaştırmak bana çok güzel bir okuma deneyimi sundu. Charlotte Brontë (gerçi ben Emily Brontë ve Anne Brontë’yi daha çok seviyorum), Jane Austen ve Virginia Woolf… Klasik ve modern dönemlerin en güçlü anlatılarından bazılarını bize onlar verdi. Alison Espach da çağdaş kadın edebiyatının ilgi çekici seslerinden biri olamaz mı? Onun da günümüz dünyasının Woolf’u, Bronte’si veya Austen’i olması için şans verilmesi gerektiğine inanıyorum. Kadın yazarların ve kadın edebiyatının yok sayıldığı, zar zor ayakta kalmaya çalıştığı günlerden bugüne çok şey değişti belki ama hâlâ değişmeyen yargıların kıskacında yaşıyoruz. Geçmiş dönemlerin kadın edebiyatını yüceltenlerin, çağdaş bir romanı ve yazarını yerden yere vurmasını; aldığı ödülleri ve gördüğü övgüleri küçümsemesini çok tuhaf buluyorum. Çünkü geçmişteki kadın yazarların yaşadıkları hiç kolay değildi. Mücadele etmek zorunda kaldıkları zorlukları ve maruz bırakıldıkları acımasız eleştirileri çabuk unutmuş gibiyiz.
Evlilik İnsanları için yazıp çizebileceğim daha çok şey var ama sürprizleri bozmak istemiyorum. Neyse ki detaylarına inip uzun uzun sohbet edeceğimiz kulüp toplantımız beni bekliyor ve çok heyecanlı bir akşam olacağına eminim. Grubumuzda kitap hakkında konuşurken hem biraz olsun kafamızın dağıldığını hem de daha umutlu bir ruh hâline büründüğümüzü hissettim. Bence hepimiz, bavulumuz olmadan Cornwall Inn’e gidip düğün insanlarıyla altı gün geçirdik. Şimdi sıra sizde.
İncelememi sonlandırmadan önce, Evlilik İnsanları'nı okuduğum sırada dinlediğim bir podcast kaydından bahsetmek istiyorum. Mrs. Dalloway'in çevirisini gerçekleştiren Duygu Akın (onun çevirisinden okuduğum için çok şanslıyım, bayılmıştım) ile arkadaşım Burak'ın harika sohbetlerine konuk olduğum için mutluyum. Yazarın başyapıtını her yönden ele alıp değinmedik bir nokta bırakmadılar. Kitaba eşlik ettiği için çok iyiydi, Woolf özlemimi de gidermiş oldum birazcık.
Dinlemek isteyenler için bırakıyorum: Mrs. Dalloway - Duygun Akın ile

Evlilik İnsanları'nı dilimize kazandıran Elif Nihan Akbaş'a ve Nemesis Kitap'a sonsuz teşekkürler, emeklerine sağlık.







Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın