Ben Yazarak Sustum

Ben Yazarak Sustum
1 Beğen
0 Yorum

“Bazı insanlar konuşarak hafifler.
Ben yazarak sustum…”

Çünkü insanın içinde biriken öyle duygular vardır ki; anlatılmadığında sahibini eksiltir, yazıldığında ise gider bir başkasının yarasına dokunur. Belki de bu yüzden yazmak benim için bir üretim değil, bir tür hayatta kalma biçimi.

Ben hiçbir zaman kusursuz hikâyelerin peşinden gitmedim. Daha çok, içinde bir şeyler eksik kalmış insanlar ilgimi çekti. Bir cümleyi yarım bırakıp gece boyunca düşünenler… Kalabalıkların içinde sessizleşenler… Ve en çok da, yanındayken bile yalnız hissettirenler…

"Çünkü insan, en büyük kırgınlıklarını bağırarak yaşamıyor; sessizce eksiliyor."

İlk başta fark edilmiyor bu eksiliş. Her şey normalmiş gibi devam ediyor; mesajlar geliyor, konuşmalar sürüyor, aynı masalarda oturuluyor. Ama insan hissediyor; bir şeyler değişiyor. Eskiden içini ısıtan ne varsa, şimdi sadece birer alışkanlıktan ibaret kalıyor. Ve insan galiba en çok burada yoruluyor: Gitmekle kalmak arasında sıkışmış ilişkilerin gölgesinde...

Bazı insanlar hayatında kalmaya devam eder ama artık ruhuna dokunmaz. Ne sesi iyi gelir, ne de varlığı tamamlar seni. Bir bakarsın, eskiden saatlerce konuşabildiğin o insanla şimdi birkaç cümle bile ağır gelmeye başlamış.

İşte yalnızlık, tam da burada başlıyor. Kimsenin olmadığı ıssız yerlerde değil; kendini anlatacak bir kalbin kalmadığı o kalabalıkta. Çünkü bazıları fiziksel olarak yanında kalsa da, ruhen çoktan uzağa taşınmıştır.

İnsan bunu hemen kabullenemiyor. Önce sustuklarını yorgunluğa yoruyor, sonra değişenleri zamana bağlıyor. Ama bazı duygular zamanla değişmiyor; sadece azalıyor. Sessizce... Bir vedaya bile ihtiyaç duymadan.

Belki de bu yüzden bazı ayrılıklar canı daha çok yakıyor. Çünkü kimse gitmiyor aslında. Kapılar kapanmıyor, son konuşmalar yapılmıyor, büyük kavgalar edilmiyor. Ama yine de bitiyor. İnsan bazen birini kaybetmiyor; sadece, o insanın eskiden hissettirdiği o eşsiz duyguyu kaybediyor.

Ve sanırım insanı en çok bu hırpalıyor: Bir zamanlar ait hissettiği yerde bir yabancıya dönüşmek... Kalabalığın tam ortasında eksik hissetmek... Birinin gözlerinin içine bakarken bile anlaşılmadığını bilmek.

Bazı yalnızlıkların sesi yoktur. İnsan en derin kırgınlıklarını çoğu zaman sessizce taşır. Belki de bu yüzden yazıyorum; söyleyemediğim ne varsa cümlelerin omuzlarına bırakmak için.

Belki bir gün, hiç tanımadığım biri bu satırlara denk gelir de, kendini bu dünyada yapayalnız hissetmez diye…

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın