Bazı insanlar vardır, bir türkü duyunca gözleri dolar ama neden dolduğunu anlatamaz. Çünkü bazı türküler yalnız kulağa değil, insanın yüreğinde yıllardır susan yerlere dokunur. Alevilik biraz da böyledir işte; anlatılmaktan çok hissedilen bir şeydir. Bir sazın teline vurulduğunda başlayan o ince sızı, bir deyişin içine gizlenmiş insan sevgisi, bir lokmanın bölüşülüşündeki eşitlik… Hepsi aynı yolun izidir.Bir köy gecesinde bağlama çalarken herkes susar mesela. O an kimsenin kim olduğunu, ne kadar zengin ya da ne kadar güçlü olduğunu kimse önemsemez. Çünkü orada insan yalnız “can”dır. Aynı sofraya oturur, aynı türküyü söyler, aynı acıda birleşir. Belki de bu yüzden Alevilik edebiyata en çok insan olmayı öğretmiştir.Pir Sultan Abdal yüzyıllar önce “Şu ellerin taşı bana hiç değmez / İlle dostun bir tek gülü yaralar beni” derken aslında insanın en büyük acısının kırılmak olduğunu anlatıyordu. Çünkü Alevi geleneğinde bir gönlü kırmak, dünyanın en ağır yüklerinden biridir. Sevgi bu kadar kutsalken nefret hep eksik kalmıştır.Mahzuni Şerif sazına yaslayıp başını halkın susan tarafını konuşturdu yıllarca. Yoksulluğu, yalnızlığı, haksızlığı anlattı ama umudu da eksik etmedi. Çünkü bu kültürde en karanlık günlerde bile insanın içindeki ışığa inanılırdı. Bir türkü bittiğinde bile o ses uzun uzun kalır insanın içinde.Ve sonra Yunus Emre çıkıp “Yaratılanı hoş gör Yaradan’dan ötürü” dedi. Belki yüzyıllardır bu kadar sevilmesinin nedeni buydu. İnsanları ayırmadan sevebilmek… Bugün bile dünyanın en zor yaptığı şeylerden biri değil mi bu?Aleviliğin edebiyata bıraktığı şey tam da budur aslında: İnsan kalabilmek. Güçlü olmak değil, haklı çıkmak değil, üstün olmak hiç değil… İnsan kalabilmek. Birinin acısını duyunca içinin sızlaması, bir yabancıya bile kardeş gibi bakabilmek, sofradayken lokmayı bölmeden doyamamak…Belki bu yüzden bir bağlama sesi duyulduğunda insanın içi garip olur. Çünkü o tellerde sadece müzik yoktur; asırlardır susmamış bir vicdan vardır. Ve insan biraz dikkatli dinleyince şunu anlar: Bazı yollar vardır, insanı Tanrı’ya değil önce insana yaklaştırır.
Alevilik: Bir Gönlü Kırmamanın Edebiyatı


Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın